|
Administrator tarafından yazıldı.
|
|
Cumartesi, 07 Temmuz 2007 09:54 |
|
 ÖN SÖZ
Doktora çalışmamızı Türkiye’de ciddi anlamda ele alınmamış bir konu olan “Tarihî Coğrafya” üzerine yaptık.1 Bu çalışmalar esnasında temel malzememizi Kitâbu’l-Buldân, Mu’cemu’l-Buldân, Kitâbu’l-Memâlik ve’l-Mesâlik ve Kitâbu’l- Ekâlim tarzı eserler oluşturdu. Yakûbî’nin eseri bunların en eskilerindendir. Bu nedenle eserin çevirisinin Türk okuru açısından faydalı olacağını düşündük. Bu tarz bir eser olan Belâzurî’nin “Fütûhu’l-Büldân” adlı eseri daha önce Mustafa Fayda tarafından Türkçe’ye kazandırıldı.2 Belâzurî’nin eserinin çevirisi özellikle tarih araştırmacıları tarafından çok tutulmuş ve temel eserlerden birisi niteliğini kazanmıştır. Bundan cesaret alarak daha erken dönemde yazılmış olan bir eserin çevirisine niyetlendik. Eserin çevirisinde bir takım kriterlerimiz oldu. Bunlara kısaca değinmek faydalı olacaktır. Eserde küçüklü büyüklü çok sayıda yerleşim mahallinden bahsedilmektedir. Medîne/medâin, rastık/rasâtîk, karye/kurâ, tâsûc/tasâsîc, kûra/kuver, mısr/emsâr bu yerleşim yerlerini ifadede kullanılan kelimelerdir. Bunun yanısıra ikta’/katâi’, rabd/erbâd, memleke/memâlik, menzil/menâzil de arazi ve toprak parçalarını ifadede kullanılmaktadır.
|
|
Son Güncelleme: Perşembe, 29 Ekim 2009 01:39 |
|
Devamını oku...
|
|
|
Yollar ve Ülkeler İbn Hurdazbih |
|
|
|
|
Administrator tarafından yazıldı.
|
|
Çarşamba, 07 Temmuz 2004 09:54 |
|
ÖNSÖZ
Coğrafya kitapları özellikle tarihçiler arasında ilk elden kaynaklar arasında gösterilmektedir. Bunun başlıca sebebi, bu eserlerde yer alan bilgilerin çoğunun bizzat yazarları tarafından doğrulanan bilgiler olmalarıdır. Yukarıda ifade ettiğimiz “kaynak” özelliğinin dışında bir de içerikleri açısından zenginlik içermektedirler. Bu kitaplarda tarihî ve coğrafî bilgilerin dışında ekonomik, kültürel, antropolojik, filolojik bilgiler bulmak da olanaklıdır. Bu bakımdan bu eserleri, kültür tarihinin temel kaynakları arasında değerlendirmek de mümkün olmaktadır.Önemi bizim ifade ettiklerimizin de ötesinde bulunan bu eserlerden birini daha önce Türkçe’ye kazandırmıştık.1Yakubi’nin eserinin çevirisi ile ilgili olarak edinmiş olduğumuz izlenim, Türk araştırmacı ve okuyucusunun önemli bir ihtiyacının bu tarz çevirilerle giderildiği yönündedir. Bu eserlerin Türkçe’ye kazandırılması, hem eserin tanınmasını sağlamakta ve hem de her düzeyden insanın bu eserlere kolay ulaşmasına imkan tanımaktadır.
|
|
Son Güncelleme: Perşembe, 29 Ekim 2009 01:11 |
|
Devamını oku...
|
|
Hz. Muhammed'in Hıristiyanlarla Mücadele Stratejisi |
|
|
|
|
Administrator tarafından yazıldı.
|
|
Cuma, 20 Ağustos 2004 10:11 |
|
ÖNSÖZ
İlâhî kaynaklı dinlerin zaman içerisinde insanlar tarafından tahrif edilmesi sonucu Allah Teâlâ tarafından yeni hidâyet kaynakları gönderilmiştir. İnsanlık tarihi boyunca devam eden bu süreç, Son Nebi, Hz. Muhammed(s.a.v.) zamanında sona ermiştir. İlâhî kaynaklı dinlerin son halkasını İslâmiyet'in oluşturması ile birlikte, daha önceki semavî dinler İslâm'ın muhatabı haline gelmişlerdir. Bu dinlerden birisi de Hıristiyanlıktır. Araştırmamıza konu olan «Müslüman-Hıristiyan İlişkileri», İslâm'ın Medine'de bir devlet haline gelmesi ile birlikte sıcak bir döneme girerek, zaman içerisinde Hilal-Haç mücadelesi şeklini almıştır. Giderek batılılarca Şark Meselesi yada Doğu Sorunu adları ile anılmaya başlanan bu mücadelede, Haçlı Seferleri önemli bir dönemi işgal etmektedir. Başlangıçtan bugüne kadar bu mücadele dizininin, sadece hâdiselerin meydana geldiği zaman ve mekanları değişmiş, sıcaklığı ve ele alınış tarzı ilk andaki konumunu muhafaza etmiştir.
|
|
Son Güncelleme: Perşembe, 29 Ekim 2009 01:06 |
|
Devamını oku...
|
|
|
Administrator tarafından yazıldı.
|
|
Cumartesi, 07 Temmuz 2007 09:54 |
|
ÖNSÖZ
Müslüman bilim adamları Bağdat’ta kurulan Beytü’l-Hikme’nin de tesiriyle kendilerinden önceki medeniyetlerin ilmî mirasına vakıf olduktan sonra bilimin bütün alanlarında değerli bilgiler takdim etmeye ve eserler vermeye başlamışlardır. Bu bilim dallarından birisi de dokuzuncu asırdan itibaren önemli eserlerin yazılmaya başlandığı coğrafya olmuştur. Bu alanda kaleme alınan eserler dönemin bilinen dünyası, insanların ağırlıklı olarak yaşadığı bölgeler, şehirler, yerleşim yerlerinin birbirlerine olan uzaklıkları, enlem ve boylamları, okyanuslar, denizler, adalar, nehirler, ırmaklar, dağlar, vb. bilgiler ihtiva etmektedir. Bu temel bilgilerin haricinde bu eserlerde toplumların siyasî tarihleri, dönemin ticaret merkezleri, şehirlerde elde edilen ürünler, bölgelerden çıkarılan madenler, şehirlerin demografik yapısı gibi bilgilerin yanında toplumların dilleri, dinleri, gelenek ve görenekleri, ilginç adetleri, yaşayış ve giyim tarzları, medeni veya gayr-i medeni durumları ile ilgili bilgiler de mevcuttur.
|
|
Son Güncelleme: Perşembe, 29 Ekim 2009 01:13 |
|
Devamını oku...
|
|
Islâm Coğrafyacılığı ve Müslüman Coğrafyacılar |
|
|
|
|
Administrator tarafından yazıldı.
|
|
Çarşamba, 07 Temmuz 2004 09:54 |
|
ÖNSÖZ
Tarih ve Coğrafya etki alanları geniş ve geçmişi eskilere dayanan iki bilim dalıdır. Her iki bilim dalı zaman içerisinde gelişimlerini sürdürmüşler ve bugünkü pozisyonlarına ulaşmışlardır. Bu süreç içerisinde kimi zaman yan alanlardan yararlanarak kendileri ilerleme katetmişler, kimi zaman da farklı bilim dallarının ortaya çıkmasına aracılık etmişlerdir. Tarihî Coğrafya işte, böylesine bir gelişim sürecinin ürünüdür. Bilimsel gelişmenin tarihine göz gezdirildiğinde, İslam Ortaçağına kadar olan dönemin bilimsel anlayışıyla, bu dönemden sonraki anlayış arasında gözle görülür farkların ve ilerlemenin sözkonusu olduğu farkedilecektir. Her ne kadar bu konu ile ilgili olarak değişik senaryolar üretilse de, ilerleme ve gelişmenin temelinde teolojik bir takım unsurların yattığı muhakkaktır.
|
|
Son Güncelleme: Perşembe, 29 Ekim 2009 01:23 |
|
Devamını oku...
|
|
|
|
|
|
|
Sayfa 1 > 2 |